Şubat 23, 2007

utanmak

hüzünlü çirkinlikleriyle

adamlar ağladı senden gizli

adamlar ağladılar bütün içlerine

ne yaparsa yapsın eksiktiler

üvey evlatlarıydılar allahın

koca bir ormanda bütün yalnızlıklarıyla

mağrur birer ağaçtılar

yüreğinin sarısını çıkardı verdi hiç düşünmeden biri

bir diğeri geçmişe daldı

biri hüznünü özledi

seni o kadar tanıyorlardı ki

aldım ve yüreğime koydum onları

hüzünlü bir doğu ezgisiyle

ağladılar çirkinliklerini

ne kadar utandım güzelliğimden

ne kadar utandım varsıllığımdan

tanıdılar hemen beni

altı bin yıllık geçmişimdi biri

biri içimdi

ne kadar çürümüştü

o kadar sararmıştı ki yüzleri

utandım yeşilliğimden

Aralık 28, 2006

güneşin çocukları

biz güneşin çocuklarıyız
duymuşsundur

yaman olur ölümlerimiz

biz güneşin çocuklarıyız
sabahlarla yatar akşamlarla kalkarız

biz güneşin çocuklarıyız
kızılca kıyamettir rengimiz
sabahları yaratırız önce
gün bizim günümüzdür

biz güneşin çocuklarıyız
yakışmaz bize ölümler
yanar yanarız asırlarca
yakışmaz bize ölümler

Aralık 28, 2006

günöte

kurduğumuz hayaller gibisin
bize yakınsın
bizden uzaktasın
ölüm gibisin yani biraz mümkün müdür sizce ey gölgeden korkanlar
güneşler ülkesinde hayallerle yaşamak mümkün müdür sizce ey kimseden korkanlar
güneşler ülkesinde kimsesiz hayal kurmak

Kasım 1, 2006

bu günüm

öksüz bir otel odası
ve yangınlara gebe kıvılcımlar
özlenen anneler sevgililer
bir yoksulluk hançeri gibi
saplanır bağrımıza gurbet

düşüncelere hapsedilen  insanlar
dört duvardır beyaz dağlar bana

bir güvercinin isteği var yaşamaya
bir kelebeğin
bir çiçeğin

benim var mı anneciğim
benim var mı

Ekim 25, 2006

ihtiyar çocuk

bir çocuk geçiyor bak
bir çocuk
gökyüzümün altından                                                    
cebindeki çürümüş aşkları
zorlanıyor,taşımakta                                                                       
bir çocuk geçiyor
yüzü aşk sarısı
gözleri terkedilmiş
ellerinde gül yerine
bir çift gözyaşı taşıyor
kim bilir şimdi neyin derdinde
aklıkimdeyaşıyor                                                            
öyle dalgın,çaresiz
bütün yarınsızlığıyla
penceremin altından
ihtiyar bir çocuk geçiyor

Ekim 24, 2006

mavi

önce yeşil palmiyelerle süslü

masmavi gökyüzüydün

sonra on sekiz oldun birden

bense

bütün tarihlerini ve kaderlerini bir kenara bırakıp

seninle eşitledim kendimi

al

dedim

yüreğim bu

çıkardım verdim hiç düşünmeden

herkes gemiler yakarken  

neden kurduk bu köprüleri bil

şimdi al doğur beni yeniden

şimdi al ne yaparsan yap

bütünsözleri tüket önce

bütün gülümseyişleri

aşkları

ve sancılan sonra

ve  doğur beni yeniden

şimdi kalk ve yırtıl ölgünlüğünden

unut o şairin fısıltılarını

bu aşk burada bitmez

ve sen çekip gidemezsin

 

 

Ekim 24, 2006

özlem

özlem

bir çocuk kadar
özlemişim dünyayı ey
ıslanmayı özlemişim
acıkmayı, koşmayı
sevmeyi, sevişmeyi
bir kısrağın yelesi gibi
okşanmayı rüzgara

güneşi özlemişim bir de
sabahı, akşamı
neşeyi, hüznü
aşkları özlemişim sonra
seni özlemişim ama ille de
yaşamak kadar

Ekim 24, 2006

camdan hayaller

 

sahipsiz gölgeler toplardım
hüzünler ülkesinden
yalnızlık okullarından
gözyaşı boncukları

kirpiklerinin sesi
ıslatınca uykularımı
rengine boğulurdum gözlerinin

sabahsız geceler boyu
soyunurdum varlığımdan
sen içime doldukça

ve seni görmediğim her gün
baktığım aynalarda
camdan hayallerim kırılır şimdi

Ekim 24, 2006

hayalet

bir gül oluyor ellerin
dokunmaya korkuyorum
sana biriktirdiğim
“seni seviyorum”lara
bir tane daha ekliyorum şimdi

çocuklaşan gözlerin kadar
özlüyorum sabahlarını
şehrimin ölmüş tarihi kadar
yaşıyorsun aslında

varsın
varlığını bir ben biliyorum
karanlığın damıttığı göz yaşları
en büyük delil yaşadığına

korkuyorum yine de ama
bir gül oluyor çünkü ellerin
dokunmaya korkuyorum

Ekim 24, 2006

libido

denizlere kan bulaştı
çürümüş yeryüzleri kokuyor umutlarımız

karanlıklara dağılmış ağaç saçları
hayatlarımız gibi tek tek ve bölük pörçük
uykulu bir rüzgara göz kırpar tepelerden

ve tutarım ellerinden
sevişiriz

ve coşar dağyeli ardımız sıra

titreriz

titreriz
anamızın ak sütü gibi
helal olsun bize bu sevişme
yasak meyveler toplarız art arda

bir ağaç
öyle uzanmış dağlara
sere serpe

ve tutarım ellerinden
sevişiriz